Yukarı Çık
Thelma: Ataerkilliğin Yıkılışı

Thelma: Ataerkilliğin Yıkılışı

Thelma filmi, geride bırakmaya yaklaştığımız 2017 yılının en iyilerinden biri. Norveçli yönetmen Joachim Trier’in alışılmış anlatısına ek olarak korku unsurlarını da bünyesinde barındırıyor. Film aynı zamanda yabancı dilde en iyi film kategorisinde Oscar aday adayı oldu.

Thelma, üniversiteyi yeni kazanmış genç bir kadındır. Bunun akabinde biyoloji okumak üzere Oslo’ya taşınır. Thelma ailesi gibi inançlı biri ve iyi bir Hristiyan’dır. Bu genç kadın sosyal yeteneklerden nispeten yoksundur. Ailesine, özellikle de babasına karşı her zaman dürüst olmuştur. Bir gün Anja ile tanışması bu hayatını alt üst edecektir.

Thelma, başından sonuna dek aynı tempo ile akıcı bir şekilde devam ediyor. Aile ve din kurumlarına, ayrıca insana ve insan inançlarına dair söyleyecekleri olan bir yapım. Oldukça iyi oyunculuklara sahip; Thelma rolündeki Eili Harboe’nin oyunculuğu, kendisinin ilk filmi olduğunu da göz önüne alarak takdiri hak ettiğini söyleyebilirim. Filmin müzikleri ise yer yer ürkütücü fakat, filmin karakterine uygun müzik seçimlerinden oluşuyor. Senaryosu iyi yazılmış bir karakter gelişim filmi olduğunu da söylemeliyim. Yer yer göze hoş görünen sahneleri ile de göze hitap eden bir iş. Heyecan kaçırıcı detay vermeden elimden geldiğince filmi anlatmaya çalıştım. Eğer hala filmi izlemek için kararsız olan varsa Thelma’nın muazzam açılış sahnesine bir göz atarsa gerisini izlemekte tereddüt etmeyecektir.

***SPOİLER ALERT***

Film aslında içinde ayrı ayrı pek çok konu barındırıyor. Filmin içindeki konulardan ayrı ayrı üç dört film daha çıkarılabilir. Ailesinin yanından yeni ayrılıp üniversite yaşamına uyum sağlamak, istediği her şeyi gerçekleştiren biri, iki kadın arasındaki aşk, aile içi ilişkiler, taşra ve kent yaşamı arasındaki fark gibi pek çok farklı konu film bünyesinde mevcut. Netice itibari ile Thelma filmi de bu konulara olabildiğince yer vermiş durumda. Biz gelelim Thelma ile ilişkilerine ve bunların bize neler anlattığına.

Thelma’nın özel yetenekleri olduğunu biliyoruz. Thelma, bu güçler neticesinde henüz bebek olan ve tüm ilgiyi üzerine alan erkek kardeşinin ölümüne sebep olacaktır. Thelma’nın hayatındaki ilk büyük dönüm noktası bu olay olur. Zira gücünün farkına varamadan babası yeteneğini bastıracak ilaçlar verir küçük Thelma’ya. Bu noktada Thelma’nın büyükannesini hatırlamak yerinde olacaktır. Thelma’nın büyükannesi, aslında onun gelecekteki halinin bir kesitidir. Zaten bunu anladığı an Thelma babasını öldürmek zorunda kalır. Babasının ölümünün dini anlatılara benzer bir şekilde yanarak gerçekleşmesi de dikkat çekici.

Biraz da Thelma ile babası arasındaki ilişkiye değinelim. Thelma, babasına karşı hep dürüst davranıyor. En azından buna özen gösteriyor dersek daha doğru bir ifade olur. Ancak bu dürüstlük bir papaz ile (söz gelimi) bir günahkâr arasındaki ilişkiyle benzerlik gösteriyor. Thelma, babası ile konuşmalarında deyim yerindeyse günah çıkartıyor. Bu vesile ile baba figürü din kurumuna ve dolaylı olarak da olsa yasak koyan bir kurum görünümüne bürünüyor. Biraz daha zorlamaya kalkarsak yasa koyucu baba yerine dahi koyabiliriz baba figürünü. Sonuç olarak baba, yasa; Thelma ise yasaya uyan kişi oluyor.

Thelma ile Anja arasındaki ilişkiye gelecek olursak, bunu yasak elma metaforu ile açıklayabiliriz. Çünkü Thelma için Anja ile cinsel anlamda bir ilişki yasak. Ancak Thelma’nın içini kemirip, onu ikilemde bırakan en büyük çelişki de bu istek. Bir tarafta inandığı ve bugüne dek öğrendiği olgular, diğer yanda ise öğrendiği olgular ile çelişen cinsel tutku ve aşk. Yasaklanan bu isteğin sonucu olarak Thelma, Anja ile ilgili belli durumlarda nöbetler geçirmeye başlar. Nöbetleri, yaşadıklarını yanlış olarak değerlendirdiği için geçirir. Filmin dönüm noktasında ise Thelma, Anja’ya karşı olan duygularının itme kuvvetiyle, yasağı (babayı) ortadan kaldırır. Thelma ile Anja ilişkisi üzerinden aynı zamanda taşra ve kent ayrımına da atıflarda bulunulur.

Yasağı, yani babayı ortadan kaldırdıktan sonra Thelma engelli olan annesini de iyileştirir. Bu sahne de aslında İsa mucizelerine oldukça benzemektedir. Ataerkil yasakların, kural koyucuların ortadan kalktığı bir sonda, kadının özgür kaldığı bir anlatı değeri kazanıyor bu sahne. Çünkü filmin başından beri Thelma’nın annesinin, çoğu toplumun kadına atfettiği yegâne şey olan masum/fedakâr anne figüründen başka bir rolü yok. Tabii Thelma’ya dair gerekeni yapması için kocasını cesaretlendirdiği sahneyi saymazsak. Filmin başından sonuna dek ne iş yaptığını dahi bilmediğimiz anne/kadın, bahsettiğimiz mucize sahnesinden sonra aslında özgür kılınmış olur. Birinin annesi veya birinin kocası olmaktan ziyade kendisi olma şansını da eline almış olur.

Farklı olanın devre dışı bırakıldığını söylemeden de geçmeyelim. Filmi izlerken tarihten bir kesit sunuluyor ve o kesitte de farklı olarak düşünülen cadılık vb. unsurların yok edilişi hatırlatılıyor. Modern anlamda bunun, filmin kendi içindeki gerçeklik açısından, Thelma’nın büyükannesi üzerinden hala devam ettiğini görüyoruz.



Benzer İşler


" alt="82ekran Yazarlarının 2017’deki En İyi Filmleri">

82ekran Yazarlarının 2017’deki En İyi Filmleri

devamı











82ekran sitesinin bütün hakları saklıdır. - 2017