yukari cik
X
X

Mutlaka İzlemeniz Gereken 5 Gezi Parkı Belgeseli

Mutlaka İzlemeniz Gereken 5 Gezi Parkı Belgeseli

82ekran için yazan: Polat Öziş

Tarihler 31 Mayıs 2013’i gösterdiğinde orantısız güç kullanımıyla etkisi Taksim’den tüm Türkiye’ye yayılan ve ülke tarihinin gördüğü en büyük sokak hareketine evrilen Gezi Parkı Direnişi bugün 7 yaşında! Türkiye gibi en ufak konuda bile kutuplaşan insanlara sahip olan bir ülkede, sınıf ve ideoloji gözetmeksin her düşünce ve konumdan insanın bir araya toplandığı yegane hadiselerden biridir Gezi. Taksim’e yapılması planlanan Topçu Kışlası’na hayır demek için toplanan bir grup insanın başlattığı akabinde ise bir sivil direniş hareketine dönüşen eylem, hiç şüphe yok ki bugün birlik ve dayanışmasının simgesidir.

Aradan yedi koca sene geçti. Ancak Büyük Haziran Direnişi’nin etkisi hala ilk günkü gibi taze. Ancak bir yandan da düşünmek gerekir: Gezi Parkı Direnişi nasıl böyle bir kitlesel harekete dönüştü? Bu büyük harekette yer alan insanları isyan noktasına getiren neydi? Ya da o günlerde neler yaşandı? Cevaplanması elzem olan onlarca soru varken en iyisi, o günleri birebir yaşamak olacaktır. O zaman gelin, Gezi Parkı Direnişi’nin yedinci yılında izlenmesi gereken belgesellerle, Gezi Direnişi’nin dününü ve bugününü tüm yönleriyle hatırlayalım.

Cennettin Düşüşü (2014)

Gezi Parkı Direnişi 28 Mayıs 2013 günü, yapılması planlanan Topçu Kışlası’na “hayır” demek için toplanan bir grup insanın mücadelesi olarak başlasa da esasen üst üste gelen hadiselerin taşma noktasıdır. Tepki çeken alkol yasası, Emek Sineması’nın kapanışı ve 1 Mayıs’ta şiddet görüntüleri derken, Gezi Parkı bireylerin sabrının son noktasıydı. Cennettin Düşüşü ise açılışını Gezi Parkı’nin sıradan bir eylemden, kitlesel bir harekete dönüşme sürecini ayrıntı gözetmeksizin ele alırken, parantez açtığı polis şiddeti ile de o yaşanan acı olayları tekrardan gün yüzüne çıkarıyor. Özellikle bu süreçte hayata gözlerini yuman gencecik canlara değer veren ve ailelerinin adalet arayışına kulak veren belgesel, bir yandan Haziran Direnişi’ni tüm gerçekçiliği ile ortaya dökerken bir yandan da izleyicinin vicdanına temas ederek duygu dolu anlar vadediyor.

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek (2014)

2014 yılında düzenlenen 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde sansüre uğrayarak festival programından çıkarılan Reyan Tuvi imzalı Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek, Gezi ruhuna getirdiği özgün açısıyla dikkat çeken bir belgesel. Malum, Gezi hiçbir zaman belli bir ideolojinin ya da statükonun himayesine girmedi. Aksine Gezi, tüm sınıfları yerle yeksan ederek, her görüşten insanı bir araya topladı. Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek (2014) ise, kalpleri Taksim ve Gezi Parkı için atan farklı görüşten, farklı tercihlerden insanlara mikrofon uzatarak direnişin nasıl büyük bir dayanışma simgesi oluşunu mercek altına alıyor. Kolay değil; ülkücüsüyle sosyalistini kol kola direnirken görmek…  Ya da namaz kılanlara barikat kuran LGBTİ bireylerine tanıklık etmek… Kutuplaşmayı yok eden ve oluşan birliği naif bir dille işleyen belgesel, sadece üslubu ve dayanışma çağrısıyla dahi takdiri fazlasıyla hak ediyor.

Ali: Düşlerinde Özgür Dünya (2014)

Gezi Direnişi için yüzlerce şey söylenir; üzerine saatlerce konuşulabilir. Ancak öyle isimler var ki, onların ismi bir kez dahi telaffuz edilse, kimsenin konuşası gelmez. Nutku tutulur. İşte, onlardan biridir Ali İsmail Korkmaz. Gezi Parkı eylemleri sırasında Eskişehir’de katledilen ve henüz 19 yaşındayken hayata gözlerini yuman gencecik bir can… Onun hayat dolu dünyasına doğru yolculuğa çıkan, Gezi Direnişi’ne Ali İsmail ve sevenlerinin gözünden yaklaşan Ali: Düşlerinde Özgür Dünya, duygusal anlatımının yanı sıra, meşrulaşan şiddeti de tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermesi hasebiyle tekrar tekrar izlenmesi gereken önemli bir iş.

Gözdağı (2014)

Yapımcılığını Can Dündar’ın üstlendiği Gözdağı, birbirinden habersiz bir şekilde bir parkı ve yaşam tarzlarını savunmak için Gezi’ye koşan ve gaz kapsülü nedeniyle tek gözünü kaybeden dört eylemciyi merkezine alıyor. Gözdağı, Özellikle Can Dündar’ın lafı gediğine oturtan anlatımıyla değerlenirken, bir yandan da Gezi’ni ilk 48 saatinden başlayarak büyüyen etkisine eğilmesiyle dikkat çekiyor. Özellikle eylemin henüz başında sert bir şekilde varlığını hissettiren polis şiddetine ve getirdiği sonuçlara değinmesi ile çarpıcı bir üsluba sahip olan belgesel, Gezi Parkı’nda yaşananları birebir hatırlatması ve adeta o günlere geri götürmesi nedeniyle izlenmesi elzem olan yapımların başında geliyor.

One Million Steps (2015)

One Million Steps _ with English subtitles from Eva Stotz on Vimeo.

Gezi’ye bir de müziğin eşsiz tınısıyla yaklaşmaya ne dersiniz? Salt ritimlerden oluşan tap dansçısı Marjie Nie’nin, 2013 yılında geldiği İstanbul’da tesadüf eseri Gezi Direnişi’yle buluşmasını konu alan ve eylemlere ritimsel olarak yaklaşan belgesel, farklı bir gözden çıkagelen en ilginç Gezi belgeseli. Anlatısını müzik ve görüntüler eşliğinde dile getiren Eva Stotz imzalı film, Tarlabaşı’nın kendi has dünyasından, pencerelerden yükselen “tencere tava havası”na kadar Haziran 2013’te Türkiye’de yaşanan hadiselere müzik eşliğinde yaklaşmasıyla da tebessümü beraberinde getiriyor.

Bonus Ben Bir Slogan Buldum: Annem Benim Yanımda (2014)

Gezi Parkı eylemleri Y kuşağının sokaklara taştığı ilk kitlesel hareket. Ya onlar sokaktayken, evde onları bekleyen aileleri? Ya da sırf çocuklarıyla daha güzel bir dünya hayaline ortak olmak için meydanlara dökülen ebeveynleri? Albina Özden, Ayris Alptekin, Fehime Seven, Nazlı Bulum ve Sefa Tokgöz imzalı Ben Bir Slogan Buldum: Annem Benim Yanımda (2014) Haziran Direnişi esnasında henüz 20’lerin başında olan 5 pırıl pırıl gencin yaşadıkları ve aileleri ile olan direniş imtihanına eğilirken vadettiği samimiyetle de fark yaratıyor. Hazlihazırda YouTube üzerinden fragmanı bulunan filmin, şu kısacık beş dakikasıyla bile Gezi’nin devasa boyutunu gözler önüne seriyor.

 




82ekran sitesinin bütün hakları saklıdır. - 2020