yukari cik
X

Kısa Film Zamanı: Pandemide Online Kısalar

Kısa Film Zamanı: Pandemide Online Kısalar

82ekran için yazan: Ahmet Toğaç

Evlerimize kapanmamızın gerekli olduğu bu epidemi günlerini farklı aktivitelerle geçirmeye çalışan birçok insanımız gibi bizler de eski ritüelleri diriltmeye ya da yeni rutinler aramayla geçiriyoruz. Bir seneden fazla bir süredir son çekilen ve online olarak seyirciye açılan filmlerin kritiğini yapmaya başlamıştım. Ancak bizzat kendim de bu kısa film yapanlar arasına yerimi aldığım süreden bu yana hiçbir kısa filmin kritiğini yapmaz ya da yapamaz olmuştum. Yazar ve uygulayıcı kimliğinin kısmi zamanlarda ayrılması gerektiğini düşündüğümden de farklı şehirlerin festivallerinde gösterilen/yarışan kısa film seçkilerini bu sütunlara taşımamıştım. Ancak bugün yeniden bir geri dönüşle eski rutinleri var etmenin vaktinin geldiğini hissediyorum.

Yaklaşık son bir haftadır kısa film yönetmenleri, son yıllarda çektikleri kısa filmleri ardı sıra online olarak erişime açmaya başladılar. Bugün de erişebildiğim kısa filmleri bir filtreden geçirip bir liste halinde toplamaya niyetlendim. Belli başlıklara ayırdığım bu listenin bölümlerinde dolaşırken filmlerin tanıtıcı metinlerini de bulacaksınız. Umarım ki önümüzdeki günlerde her filmin geniş kapsamlı münferit kritiklerini de sırasıyla yapabilirim. Şimdilik “Royal Flush”, “Kendine Ait Bir Yer”, “Bizden Biri”, “Yabancı” ve “Eski Açık” adlarıyla sıraladığım listedeki başlıkları izlemeye başlayabilirsiniz.

Filmini online olarak açan yönetmenler furyasına yeni filmler eklendikçe de belki bu listenin ikinci bölümünü farklı film başlıkları altında devam ettirebiliriz. Sosyal medyada birbirlerine “meydan okuma” gönderileri atan kullanıcılar karşısında kısa film yönetmenlerinin bu etkileşimi bakalım önümüzdeki günlerde hangi iyi filmlerle bizleri yeniden karşılaştıracak.

Ancak tabi ki erişime açılan filmler tabi ki sadece bu listeden ibaret değildir. Bir senedir takibini yapmaya çalıştığımız online erişime açık filmleri ve kritikleri kısa film zamanı sayfası üzerinden de erişebilirsiniz.

 

Royal Flush

Royal Flush bir poker terimi olarak bilinmektedir. Bir eldeki en yüksek kağıt serisini tanımlamak için söylenir. Bu liste içindeki Royal Flush’ları da kendi senelerinde en fazla festivalde gösterilmekle birlikte ödül heykelciklerini bir bir toplayan filmleri derlemek için kullandık. Ödül birçoğunuzun da tahmin edeceği gibi nicel bir değer atfetmenin yanında insanlar için cezbedici bir önceliktir. Ödül kazanmak festival ve yarışma enflasyonu olan şu dijital dönemde birincil değer olmamakla birlikte böylesine her gittiği yerlerden ödülle dönen filmleri bir araya toplayıp gözden geçirmenin de önemli olduğunu düşünmekteyim. Sirayet, Adem Başaran ve Sana İnanmıyorum Ama Yerçekimi Var da bu listenin Royal Flush’ları.

Sirayet (2017) Yönetmen: Nuri Cihan Özdoğan

Yasa dışı olarak çalıştırılan körler, onlardan çalan hırsızlar, körlerin içinde gözleri gören biri ve iç içe örülen “kim suçlu” öyküsü…. Festivallerde dolaştığı dönemlerde senesinin en çok ödül alan filmlerinden biri olan Sirayet, suç ve sömürü üzerine katmanlı yapısıyla kuvvetli bir sinema örneği oluyor.

Adem Başaran (2016) Yönetmen: Orhan İnce

Listenin en eski filmi olan Adem Başaran, zorunlu göç ile 90’larda Diyarbakır’dan ayrılmak zorunda kalan bir anne ve üç çocuğun konu ediniyor. İstanbul’un tüm ve sürgünün tüm yükü hem çalışan hem okuyan Mesut Başaran’ın omuzlarına binerken kardeşi Adem’in öyküsünün nerede başladığını keşfetmek için Orhan İnce’nin, kendi senesinin bol ödüllü bu filmini seyredebilirsiniz.

Sana İnanmıyorum Ama Yerçekimi Var (2018) Yönetmen: Umut Subaşı

Pandemi günlerinde filmini online erişime açmak mıydı önemli olan ya da bunun öncüsü olduğu varsaymak mıydı gibi belli belirsiz fikirler zihnimin içinde dönerken sosyal medya çılgınlıklarımız ve “timelinelarımızda” yer etmeyen filmlere de geri dönüp bakma gerekliliği hissettim. Umut Subaşı’nın filminin yayın tarihinin yalnızca birkaç hafta önce olması Royal Flosh’taki yerinin çoktan belirgin olmadığını göstermeyecektir herhalde. Kendi listemizde küçük istisnalara gayet tabi yer verebiliriz. Yarı fantezi sembolizmiyle hikayesini, kafaları yer çekimine yenik düşmüş apartman sakinlerinin hayatı çevresinde kuran film grup içindeki kara mizah örneği olarak seyredilebilir.

Kendine Ait Bir Yer

İsmiyle müsemma bir grup. Özel alanı korumaya çalıştığımız şu günlerde biraz Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sından biraz da aşağıdaki filmlerin birinden ilhamla bu grubun dinamiklerini oluşturmuş olduk. Kendimize ait yerlerde neler yaparız neler saklarız veya bizi neler oraya hapseder, bu sorular çerçevesinde Çember, Beyaz Bir Geceve Kerata bu grubun üçlüsünü oluşturdu.

Çember (2017) Yönetmen: Ruken Tekeş

Ruken Tekeş ilk filminde etnik baskı ve aşağılamayı bir okul bahçesi içinde bir çembere hapsedilen Ezidi bir kız olan Zelal üzerinden anlatıyor. Gözün alabildiğine uzanan doğanın ortasına belli belirsiz dikilmiş bu okuldaki çember hem içine hapsolunan hem de bu uçsuz bucaksızlığı kapsayan bir metafor oluveriyor. Ayrıca bu filmden çağrışımla bulunan grup ismi, diğer filmlere de “onlara ait bir yer” vermeye vesile oluyor.

Beyaz Bir Gece (2018) Yönetmen: Özgürcan Uzunyaşa

Brecht’ten alıntıyla açılan ama bir o kadar da masalsı olan ve Dostoyevski’den ilhamla geliştirilen Özgürcan Uzunyaş’nın filmi Beyaz Bir Gece, tüm dönemsel yönelimlerden azade bir biçimde kısa filmler arasında kendine ait bir yer açmayı başarıyor. Hem çok günümüze hem de nostaljiye dair olan bu geçişken zamanlı film seyircisini ilginç bir hayal dünyasına çıkartıyor. Sinemayı gündüz düşleri olarak görenlere…

Kerata (2018) Yönetmen: Kasım Ördek

Kasım Ördek’in ilk filmi Kerata cezaevinden yakın zamanda çıkmış olan Ekrem’in çalınan ayakkabısı yerine edindiği ayakkabılar için kerata almaya çıkmasıyla başlar. Başlangıçta grubun ismi için uyumsuz gibi görünen hikayesinin aksine finaliyle birlikte, kimin için kendine ait bir yer oluşturduğunu, çarpıcı bir şekilde dakikalarca gösteriyor.

Bizden Biri

Bizden biri, yabancı değil, içimde yaşayan ve hatta biz olan hikayelerin derlemesinden oluşturduğumuz Bizden Biri grubu. Hayatınızda belki de onlarca hikaye için “samimi ve sıcak bir filmdi” yorumlarında bulunmuşuzdur. Sıcaklığı bizi hissettiren nedir veya bize yakın olan, samimi görünen ne vardır karakterlerin yaşadıklarında? Yaşamayı dilediğimiz şeyler mi onları bizden biri yapar ya da başına gelen şeylerle baş etme şekilleri mi? Bu sorular çevresinde Feys: Başka Bir Dünya, Karganın Aşınan Gagasıve Kutlama bu grubunun üçlüsünü oluşturuyor.

Feys: Başka Bir Dünya (2018) Yönetmen: Kaan Kurnaz

DSLR makinelerinin artmasıyla belki de en çok filme çekilmeye çalışılan ve sömürülen kağıt toplayıcı öyküsüne belki de cesaretle yaklaşan Kaan Kurnaz, bir sosyal paylaşım sitesi olan Feys’e girmeye çalışan Saim Kemik’in öyküsünü anlatıyor. Her gün yanından geçtiğimiz ama bir o kadar da tanımadığımız insanlardan biri olan Saim, çevresinin de yardımıyla sokaklardan taşınıp Feys’e girebilecek midir?

Karganın Aşınan Gagası (2018) Yönetmen: Ferhat Özmen

Türkiye’de hem edebiyat hem sinemada oldukça kendine yer bulan köyden şehre göç hikayeleri Ferhat Özmen’in filminde daha önce görülmedik bir yerden anlatıyor. Yaşlı bir kadının aidiyetini ve hayatın değişimini, bir peynir saklama yöntemi üzerinden yeterince nahif ama bir o kadar da etkili şekilde toprak ve ritüeller üzerinden sinemaya aktarıyor.

Kutlama (2018) Yönetmen: Elif Sözen

Ülkemizdeki yaygın olarak görülen dini ritüellerimizden biri olan Kurban Bayramı zamanında geçen film öyküsünü beş yaşındaki Leyla ile kurbanlık koyun arasındaki yakın üzerine kuruyor. Tüm bir çocukluğumuzun bayramlarını sekiz dakikada bize hatırlatan Elif Sözen’in Leyla’sı da tam bizden biri.

Yabancı

Yabancı, bizden biri değil, uzaklardan gelmiş olan ve tekinsiz… Gerçekten böyle midir yabancı olan, bizden olanın tam tersi midir? Yoksa uzaklaştıkça bize yaklaşan ve sözünü edemediğimiz, bahsini geçirmekten korktuğumuz insanlar mıdır yabancılar? Biraz ürkütücü biraz karanlık peleriniyle karşımıza çıkacak bu yabancılar içinde farklı yönelimlerden filmler de seçmeye çalıştık. Bu yüzden bir deneysel ve bir belgesel filmi de dahil ettik. Yasemin’in Kokusu, Tractacus ve Saksak: Bir Tütün Belgeseli bu grubun üçlüsünü oluşturuyor.

Yasemin’in Kokusu (2018) Yönetmen: Batıkan Alkan

Apartman görevlisinin oğlu Yusuf ile hayat kadını Yasemin arasında geçen bu karanlık öykü tutku, arkadaşlık ve sınıf içi görünmez ilişkiler temaları üzerine şekilleniyor. Elde avuca gelmez koku da ona sahip olmaya çalışan Yusuf’un bir gecesi özdeşim kurulamayan bir yabancılıkla karşımıza çıkıyor.

Tractatus (2019) Yönetmen: Deniz Telek

İsminden de anlaşılacağı üzere Wittgenstein esinlenmeleriyle yapılan film, 55. Antalya Film Festivali’nde düzenlenen Bela Tarr ile Film Yönetimi Atölyesi kapmasında çekildi. Yönetmenin akademideki çalışmalarının da Wittgenstein üzerine olduğu düşünüldüğünde film, yıllardır süre gelen akademi ve sektör arasındaki yabancılaşmaya karşı bir yakınlaşma basamağı olarak değerlendirilebilir.

Saksak: Bir Tütün Belgeseli (2018) Yönetmen: Turan Kubulay

Turan Kubulay’ın filmi Saksak, listenin tek belgeseli olma niteliğini taşıyor. Klasik belgesel anlayışıyla tütün tarlalarında çalışan işçiler üzerinden çalışma koşullarının üzerine yapıştığı insanın, ekonomiyle mücadelesini anlatmaktadır. Diğer tüm tarım işçilerinden farklı olarak ancak gece çalışabilen tütün işçileri de sınıfının yabancıları olmalarından ötürü bu grup altında bir film olarak izlenebilir.

Eski Açık

Eski Açık futbol meraklıları için çok tanıdık bir ifade olacaktır. Ancak bu gruptan böyle bir çağrışım alanlar ne yazık ki üzülecekler. Çünkü yalnızca çevrimiçi erişime daha önceden açık olan kısa filmlerden oluşturduğumuz bir grup Eski Açık. Aslında çok da eski demek doğru olmayabilir çünkü bir senedir fazla süredir web sitemizde incelediğimiz kısa filmler bulunmaktaydı ve bu üç filmi de “fırsat bulup yazmak” niyetiyle kenara not etmiştim. Ancak bir türlü klavyenin başına oturamamak dolayısıyla kritiklerini yapamadığım filmlerdi Hikayeci, Abiye ve Kapan. İlerleyen günlerde listedeki filmlerin tekil eleştirilerini yayınlamaya başladığımızda bu üç filmin de değerlendirmesine muhakkak ulaşılacaktır. Şimdilik Eski Açık izle diyor.

Hikayeci (2018) Yönetmen: Anıl Güldoğan

Yakın zamanda filmini online erişime açan Anıl Güldoğan, kendi senesinin oldukça festival gezen filmlerdendi. Pandemi günlerinden kısa bir süre önce filmini online dolaşıma açılan film çok “eski” olmasa da bu eski açık grubunun bir üyesi olarak ilk izlenecek filmlerden biri oluyor. Tren garında temizlik görevlisi olarak çalışan Sait yolculara kendi yazdığı küçük öyküleri satmaktadır. Sait’in kondüktörden gizli yürüttüğü bu hikayeciliği, bir kadınla karşılaşmasıyla değişecektir.

Abiye (2017) Yönetmen: Doğuş Algün

Abdullah Oğuz’un yorumuyla İran sineması atmosferi ve twistleriyle dolu öyküde Doğuş Algün, bir kayıp abiyeyle birleşe(meye)n hayatları konu ediniyor. Figürasyonlardan başrollere kadar uzanan minimal ve doğal oyunculuk film atmosferindeki gerçekçilikle birleşince Oğuz’un yorumuna katılmamak işten bile olmuyor. Filmin yapım öyküsünü merak edenler için yönetmenin Youtube’da Kısa Film TV’ye verdiği röportajı da filmden sonra izleyebilirler.

Kapan (2016) Yönetmen: Korhan Günay

Karakterlerinin katmanlı yapıları ve tek mekanda kurduğu atmosferle kişisel olarak sinemasına yakınlık duyduğum Korhan Günay’ın filmi, Eski Açık’ın en eskisi ünvanına da sahip. Sekiz dakikalık kısa süresine rağmen boşluksuz bir anlatı kuran film, fare kapanı metaforundan git gide giriftleşen anne/kız ve abla/kardeş hikayesine dönüşüyor.

Tüm bu kategorilere ek olarak Altyazı Sinema Dergisi’nin yıllardan beri derginin son sayfasında “Ayın Kısası” adı altında paylaştığı online erişime açık kısa filmleri yine web sitelerinin aynı isimli bölümünde erişiliyordu. Bu listeyi bitirenlerin daha eski filmler için aşağıdaki linke tıklamasını önerebiliriz.

Altyazı Sinema Dergisi – Ayın Kısası