yukari cik
X
X

Günah Çıkarma Seansı: Mucize Doktor Neden Bu Kadar İlgi Çekiyor?

Günah Çıkarma Seansı: Mucize Doktor Neden Bu Kadar İlgi Çekiyor?

82ekran için yazan: Polat Öziş

Her sektörde olduğu gibi sinema ve dizi dünyasında da kocaman bir küçülme mevcut. Ekonomik nedenlerden ötürü yapımcılar ya yeni işler üretmekten çekiniyor ya da eşeğini sağlam kazığa bağlamak adına canhıraş çaba sarf ediyor. Tabii hal böyle olunca da nicelik anlamında bir avuç yeni projeden fazlası kalmıyor elimizde. Niteliğe gelince, orası zaten içler acısı… Gelgelim ki bu sezon yeni başlayan ve popüler tabirle “ekranda fırtınalar estiren” bir iş var: Mucize Doktor. Televizyonculuğun dibi gördüğü, dizi üretiminin yok olmanın eşiğinde olduğu bir ortamda çöldeki vaha edasıyla FOXTV ekranlarında izleyicisi ile buluşan dizi, ratingleri ve dikkate değer hikayesi ile göz kamaştırıyor. Peki, nedir Mucize Doktor’un sırrı? Neden bu kadar çok sevildi, böylesine çok izleniyor? 

Herkesin bildiği, ezbere konuştuğu şeyleri tekrar etmeye gerek yok. Evet, Mucize Doktor “farklı konusuyla” muadillerinden ayrılan bir proje. Ancak yalnızca bu değil. Duyar kasmanın, kasılan bu duyara tüm hücrelerle ortak olmanın, duyarlı olmaktan daha fazla önem arz ettiği bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bir hikaye sizlere. 2014 yılında, henüz eline yeni yeni kamera almaya başlamış bir sinemacı olarak, güzel olması temennisiyle bir kısa film çektik: Güneşin Sesi. Özetle, otizmli bir çocuğun sevgiye yolculuğuydu konusuHikayesi güzeldi belki ama itiraf etmek gerekir ki biçim ve teknik olarak rezalet bir iş olmuştu. Bunun yönetmen olarak başta ben, sonrasında da ekip farkındaydı. Ancak yine de filmi göstermeye, festivallere yollamaya kararlıydık. Yaptık da. Birkaç festival dolaştı ve geniş kitlelere seyrettirme imkanı bulduk. Ancak Güneşin Sesi’ni gösterdiğimiz her yerde benzer bir tepkiyle karşılaştık. Filmi izleyen ama ne olduğuna, ne anlattığına anlam veremeyen “sinefiller” moderasyon esnasında bunun bir otizm hikayesi olduğunu duyunca bir anda kulak kabartıp, alkışlama moduna geçti. İyi de izleyip anlamadığın bir filmi, sırf otizm hikayesi anlatıyor diye alkışlamak, beğeniyormuş gibi yapmak daha da kötüsü buna kendini inandırmak niye? Çünkü en başta dediğim gibi duyar kasmanın, duyarlı olmaktan daha fazla kıymetli olduğu bir zaman dilimindeyiz. 

Güneşin Sesi macerası benim için öyle ya da böyle bitti. Ben bir sevgi hikayesi anlatmak istiyordum, bunu da doğrusuyla yanlışı ile yaptım. Şimdi ise Mucize Doktor ile birlikte Güneşin Sesi’nin bulunduğu tozlu raflardan indiğini ve tekrardan gönlümün baş köşesine oturduğunu hissediyorum. Nedeni çok basit. Mucize Doktor’a gelen tepkiler… Kabul, dizi kötü ya da ekrandaki muadilleri gibi pespaye bir iş değil. Ancak göklere çıkarılacak kadar da müthiş değil. Dizinin bu denli ilgi çekmesinin altında yatan gizli neden, Güneşin Sesi’nin alkışlanması ile aynı. Hadi itiraf edelim, kötü niyetli değil ama ne yazık ki iki yüzlü bir toplumuz. Sokakta mırın kırın edilen, kendi çocuklarımızla aynı sınıfta okuduğunda isyan bayrağı çekilen, yok sayılan otizmli bireyleri ekranda görmek bir nevi günah çıkarmayla eşdeğer. Olay çok basit, sokakta otizmli bireylere ekşi suratla bakanlar, ekran karşısına geçti mi vicdanın sesine teslim oluyor. Olmak zorunda kalıyor. Çünkü ne olursa olsun hiç kimse salt kötü değildir. Ve içinde az da olsa iyilik kırıntısı bulunduruyorsa, onu harekete geçirecek bir etmen karşısında sessizliğini bozmak mecburiyetindedir.  

Dizi ya da filmler bizi olduğumuzdan çok başka bir insan haline getirmez. Ancak hayata daha geniş bir perspektiften bakmamıza olanak tanır. Düşünsenize, şimdiye kadar otizmli bireyleri dışlayan, onları toplum nezdinde bir noktaya konumlandıramayan insancıkların huzuruna Ali Vefa, hayat kurtaran, yaşama değer katan bir doktor olarak çıkıyor. Bir nevi kurtarıcı hatta ilahi güç! Bu da ister istemez otizmli bireylere duyulacak saygının önünü açıyor. Neresinden bakarsak bakalım takdire şayan bir durum. Eh, hal böyle olunca, insanın bakış açısına temas eden bir işe ekranda tanıklık etmek de izleyicinin ilgisini cezbetmekle kalmıyor bilinçaltında da ona bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor. Şimdi bu dizi hayran gözlerle izlenmesin de ne izlensin? 

Ekranlara ya da beyaz perdeye yansımış ilgi çekici işlerde başarı hikayeleri ile karşılaşmak fazlasıyla mümkün. Çünkü sıfırdan zirveye giden anlatılar ufuk açıcı olması nedeniyle her daim meraklı gözleri üstüne çeker. Aslına bakılırsa, Mucize Doktor’da da benzer bir durum söz konusu. Ali Vefa’nın en saygı değer mesleklerden biri olarak kabul gören doktorluğu icra etmesi hem de bunu gösterişli bir hastanede yapması, izleyiciye ilham vermesi açısından kıymetli. Hele hele karakterin otizmli bir birey olduğunu göz önüne getirirsek durum daha da önemli bir hal alıyor. Asla yılmayan, yapamazsın diyenlere inat çabalayan ve onu görmezden gelenlere ben buradayım diye bas bas bağıran Ali Vefa’nın öyküsü doğru formülize edilmiş bir başarı öyküsü. Bu da Mucize Doktoru’u kendine has bir yükseliş hikayesi olarak öne çıkarıyor ve hali hazırdaki televizyon dizilerinden sıkılmış meraklı gözleri üzerine çekiyor. 

Mucize Doktor’un tüm alametifarikası otizmli bireyler ve izleyicisi arasındaki “duyar” bağı değil tabii ki. Dizinin dili de bu noktada fazlasıyla işlevsel. Nitekim, ajitasyondan uzak duran aksine eğlencesini maksimize eden ve anbean içten bir duruş takınan dizi, bu noktada dramatik çatısıyla da önemli bir misyonu sırtına yüklüyor. O da otizmli bireyleri toplum nezdinde normalize etme. Hepimiz insanız ve hepimiz kendi hayat çizgimizin sınırları dahilinde yaşamakla mükellefiz. O zaman kişileri ötekileştirme, kusurları başkalaştırmak niye? İşte Mucize Doktor’un en önemli noktasındayız. Dizi, Yeşilçam aile filmlerini andıran birlik, beraberlik çağrısıyla yalnızca anlatıyı daha ilgi çekici kılmıyor üstüne üstlük bu samimi dil vesilesiyle “hepimiz eşitiz” söyleminin altını da kalın çizgilerle çiziyor.  

Görmezden gelinen, ötekileştirilen otizmi başrole yerleştiren ve samimi dili sayesinde ekran başına geçenlerle bağ kurmayı başaran Mucize Doktor, bam teline dokunan yapısıyla ekranlara ziyadesiyle yakışan bir proje. Bırakın, insanlar günah çıkarmak adına Mucize Doktor’a eşlik etsin. Belki dizi adıyla müsemma bir şekilde bir mucize yaratır ve insanoğlunun içinde kalan son iyilik belirtisini gözle görülür kılar. Kim bilir, belki de otizmli bireylere dair gelişen nefret söylemini minimize eder. Çünkü her şeye rağmen inanıyorum, sevginin üstesinden gelemeyeceği şey yoktur!

 

 

 




82ekran sitesinin bütün hakları saklıdır. - 2020