Yukarı Çık
Anneler Ekran Başına: Black Mirror – Arkangel

Anneler Ekran Başına: Black Mirror – Arkangel

 “Ben bir anneyim… Senin hayatının ve gücünün kaynağıyım da benim kardeşim… Ve ben bir anne gibi davranıyorum.”

The Pretenders – I’m A Mother (Last of the Independents albümünden)

Yukarıdaki şarkı sözü Netflix‘te yayınlanan Black Mirror’un dördüncü sezonunun “Arkangel” isimli ikinci bölümünün kapanış jeneriğinde çalan şarkıdan alınmıştır. Bölüm, bir annenin kızını teknoloji dünyası içinde bir ekranın ardında nasıl büyüttüğü anlatıyor. Nesil farkı üzerinden aile kurumunun nasıl değiştiğini gösterirken, teknolojiyi üretenler ve kullananlar arasındaki farka da değiniyor.

Bölümün ismi, hikaye içinde çocuk gelişimi üzerine yeni bir metot üreten aynı isimli şirketten geliyor. Ark-angel yani arkaik melek gibi bir okumaya fırsat veren şirket, çocuklara yüklediği bir çip sayesinde çocukların rutin hayatlarını, ailelerinin kontrolünde geçirmelerini sağlıyor. Bir bakıma şirket, aileler için çocuklara koruyucu meleklik yapıyor. Çocukların bulunduğu konumları, kalp ritimlerini ve en önemlisi de gördüklerini aile, elindeki bir tablete yansıtabiliyor.

Anne ve kızın yaşadığı mekan, köprüler ve tren yollarıyla şehre bağlanan bir banliyö bölgesidir. Black Mirror’ın bu mahallesindeki insanların çoğu, Amerika’da “semi-detached house” diye tabir edilen, ortak duvarlı müstakil evlerde yaşamaktadırlar. Sokak ve caddelerde, büyük yerleşimlere ve de kalabalıklara rastlamayız. Sara’nın gittiği okul da bu tanımlamanın çok uzağında değildir, yine tek katlıdır. Bina ve bahçesi olabildiğine geniştir, ancak genişliği kullanacak bir nüfus yoktur. Bu coğrafik bilgiler üzerinde fazlaca durulmasının sebebi, bu mekanın hikayeyle ne kadar bağlantılı olduğunu açıklamaktır. Neticede Black Mirror bir dizi ve yayınlandığı mecra televizyon veya bilgisayar ekranlarıdır. Bu ekranlarda sinema perdesinde olduğu gibi mekanlar, geniş açılar içinde gösterilemezler. Çünkü karakterlerin ve mekanın “82 Ekran” monitörlerimizde kapladıkları alanlar kısıtlıdır; beyazperdedeki gibi yerleştirilemezler. Ancak bu durum, mekanı es geçmemize neden olmamalıdır. Bu sebeple yazının bu kısmı, mekandaki detayların herkes tarafından fark edilmesi içindir.

Bölümdeki mekanın genel halini dizinin ardından yazıyla da yeniden aktardıktan sonra kronolojik olarak görülen kritik mekanlara göz atabiliriz. İlk olarak bahçesinde köpek bulunan ev… Köpek tehlikeyle özdeşleştiriliyor. Köpek çitlerle çevrili olsa da, köpekli evin etrafının yeterince ıssız oluşu o bölgeyi ve tümevarımcı bir fikirle de tüm mahalleyi, tekinsiz bir yer olarak tanımlıyor. Fakat, bu tekinsizlik anne için değil; yalnızca korunmaya muhtaç çocuk içindir geçerlidir, daha doğrusu annenin korumaya muhtaç hissettiği çocuğu. Çünkü, anne kızına çip taktırdıktan sonra köpeğin havlamalarına kulak asmadan onun yanından geçip gider. Bu da demek oluyor ki tehlikenin verdiği korku anne için değil, annenin kızı adına korkmasından kaynaklanmaktadır. Çipli küçük kız, köpeğin havlamalarını duyamadığı için zaten korkuyu deneyimleyemiyor. Bu deneyimsizlik de aslında başına açacağı felaketin ilk küçük izlenimi oluyor. İkinci kritik mekan ise çocuk parkıdır. Çocuk parkı yine yaşanılan bölgenin pek kalabalık olmadığının altına çizerken, büyümenin ancak tehlikelerin peşinden giderek gerçekleşeceğini gösteriyor. Sara’nın parkta, Alice’in “tavşan deliği”ni andıran bir tüpün içinden geçse de Alice’in düştüğü Wonderland’e düşmez. Onun yerine gerçek dünyanın gerçek tehlikeleriyle karşılaşır. Tren raylarına düşmek gibi. Alice, tavşan deliğinden geçip orada başından geçen olaylar sayesinde büyür. Fakat Marie, kızının böyle büyümesine fırsat vermeyecektir.

Park sahnesinden sonra yazının başında sözü geçen nesil farkı ve teknolojiyi üreten ve kullananlar arasındaki fark görünmeye başlar. Marie’nin babası, Arkangel karşısında kızının dikkatli olmasını öğütler. Çünkü bir kol kırılması insana acı verebilir, ancak onu deneyim sahibi yapar. Kol kırılmasının varlığından haberi olmayan çocuk ise güvenli bir hayata değil, fanus içinde bir yaşama mahkum edilir. Asıl problem bu fanusun içinde kalmakta da değildir. Fanus, Sara için yalnızca gözlerine ve kulaklarına inen bir perdeden ibarettir. Çocuğunu dış dünyadan bütünüyle saklayan korku dolu karakterlere başka dizi ve filmlerde rastlanabilir. Marie’nin onlardan farkı, çocuğunu sosyal hayata kazandıracağı yalanını kendine söylerken onu bir kukla gibi kullanmaktır. Bu yüzden o karakterlerden farklı olarak Marie, ikiyüzlüdür.

Korku, insan gelişimini pozitif yönde etkileyen bir duygudur. İnsan korktuğu için zekasını kullanmak zorunda kalmıştır, korktuğu için hayatta kalabilmiştir. Çünkü vahşi doğa için insan güçsüz bir yaratıktır. Korku duyup bir şeyleri lehine çevirmeye çalışmasa Black Mirror’un bilim kurgu evrenine erişemezdi. Marie kızını, korku ve tehditlerden arındırılmış, “güvenli” bir hayat sürmesini talep ederken gözden kaçırdığı şey onun gelişimidir. Çocuğunu bir ekranın ardından kontrol eder ve aslında Sara’yı o tabletin içine sıkıştırır. Sara, Arkangel tableti rafa kaldırılana kadar bir video oyunu karakterinden bilinçli değildir. Ayrıca bölüm, Sara’nın kişilik gelişimindeki önemli yıllarına değinmek için üç, dokuz ve on beş yaşındaki hallerini anlatıyor.

Sara, hayatı annesinin ona sunduğu ekran kadar tanır. Ancak Sara görmediği, deneyimlemediği bir dünyanın resmini çizebilmektedir. Dokuz yaşında yaptığı resimler ve kendine verdiği zararlar, aslında annesinin onu korumak istediği hayatın ta kendisidir. Kız, tanımadığı bir şeyi kağıt üstünde yaratacak kudrete sahiptir. Sara için acı olan ise kendi çizdiği resimleri bile görmekten yoksun oluşudur. Dizi burada epistemolojik bir soruya, kurmaca dünyası içinde idealist bir yanıt veriyor. İnsanlığın tüm kötücül yanlarının bireyin kendi içinde olduğunu, bunların öğrenilen değil, insanın içinde varoluşsal bir bütün olduğunu öne sürüyor. Bu yüzden Sara’nın, tehlikeden uzak tutulmaya çalışılsa da kötülükten(!) alıkonulamayacağını iddia edilmiş olunuyor. Ancak, insan içsel olan kötülüğü değil, onun kontrol altına alınmış biçimini kullanmalıdır. Sağlıklı bir bireysel gelişimin böyle gerçekleşebilmesi gibi, uygarlık da ancak böyle meydana gelebilir. Marie’nin kızının önündeki ekran perdesini kaldırması için bunun anlamını bir psikologdan öğrenmesi gerekecektir. Yine de ekranın rafa kaldırılması Sara’nın dokuz yaş gibi geç bir döneminde gerçekleştiği için bazı felaketlerin önü alınamayacaktır.

Sara’nın on beş yaşındaki yaşamı, altı senelik hızlı bir değişme göstermiş ve karakterinde belli sorunlar baş göstermiştir. Çünkü Sara dokuz yaşında ekran perdesinin kaldırıldığı ilk gün yine bir ekran aracılığıyla hayatı tanıma istenci içindedir. Çünkü ona üç yaşından beri annesi tarafından öğretilen şey, hayatın tamamıyla bakış üzerine olduğuydu. Bakışın engeli kalktığı için de Sara kaçırdığını düşündüğü şeyleri öğrenmek için bir ekrana ihtiyaç duyacaktır. Trick’in tableti, onun ilk “bağımsız” günündeki Arkangel’i olacaktır. Altı senelik hızlı değişim onu daha fazla görmeye ve gördüğüyle özdeşleşerek bir kimlik sahibi olmaya ittiğini, odasının duvarına yapıştırdığı küçüklü büyüklü posterlerden anlayabiliriz. Sara’nın annesi tarafından baskılanan bakışı, daha fazla bakıyor olma haliyle geri dönmüştür. Ayrıca Sara’nın seks arzusunda yatan güdü her ne kadar doğal olsa da sekse karşı tavrı pek doğal değildir. Çünkü o, ekran arkasında gördüğü seks tasvirlerini doğru saydığı için pornolarda gördüğünü ve duyduğunu taklit etmeye çalışır. Trick, onun için hem dünyanın gerçek deneyimlerini yaşatan hem de bir ekran sayesinde kimlik kazanmaya çalışmasına neden olan kişi olmuştur. Tabi bu durum, ekran suçunun asıl müsebbibinin anne olmasını değiştirmeyecektir.

Sara’nın, sevgilisi Trick’ten haber alamadığı çileli zamanlarında, sınıf içinde olduğu sahnede anlatılan ders, aslında seyirciye gönderilen didaktik bir mesajdan ibarettir. Seyirci, ahlaki sorumluluk ve özgür irade kavramlarnıı, Oedipus hikayesi üzerinden işitiyor. Marie’nin kızına yaptığını dizi, seyircisine yapamaya çalışıyor. Doğrudan mitolojiye ve psikanalize yönelmemizi şart koşuyor. Pek tabi sinema ve televizyon, hatta daha bütün biçimde ele alırsak kurmacanın olduğu her mecra bir yönlendirme kabiliyetini gerektirir. Ancak bu yönlendirmenin inandırıcı ve görünmez olanı makbuldür. Seyirci Oedipus’u ekranda görmese de entelektüel birikimi onu oraya götürür. Bu yüzden, bu sahnenin varlığı seyirci için senaryonun fazla hesaplı olduğu izlenimi yaratır. İnci gibi dizilmiş olayların aslında sadece belli bir mesajın verilmek için sıralandığı açığa çıkmış olur. Halbuki dizi, mesajını bu noktaya kadar gayet belirgin bir şekilde sunmuştur. Ancak bundan şüphe duyuluyor olacak ki, böyle bir sahneye ihtiyaç hissediliyor.

Dizinin bizi yönlendirdiği zorunlu yoldan devam edecek olursak, on beş yaşındaki Sara’nın, kültürel olarak iktidarla kodlanmış babanın yok oluşu sebebiyle bu hale geldiğini söyleyebiliriz. Marie’nin duyduğu güven eksikliği, kocasının muhtemelen başka bir kadına gitmiş olmasından veya onun için gerçekte yaşamamış olmasından kaynaklanır. Teknoloji dünyası artık buna izin verecek düzeydedir. İki türlü de Marie, çocuğunun koruması için birine veya bir şeye ihtiyaç duymaktadır. Yaşlı ve hasta babası bu profile uygun olmadığı için çıkış yolunu Arkangel’de bulmuştur. Ancak Arkangel’in daha sonra ona ne gibi felaketler açacağı buraya değin bahsedilmişti. İktidar ikamesi olarak Arkangel’in, başarısız baskılamadan başka bir işe yaramadığı ve kızı yanlış tarzda geliştirdiği de açıktır. Ancak dizi karamsar bir final çizmemektedir.

Dizi, anneyi saf dışı bırakan bir final ve kızı şehre yani içinde deneyim kazanılması gereken dünyaya yapılan yolculukla sonlanıyor. Köprünün öte ucunda gördüğümüz şehir silueti, tüm bölüm boyunca rastlamadığımız yabancı bir yapıdadır. Banliyöden, yani kızın baskıcı hayatından kurtuluş ancak böyle bir yolculukla olacaktır. Ayrıca kızın yolculuk ettiği tırın yapısı da ilginçtir ki yansıtıcı bir yüzeyle kaplıdır. Daha önce bahsi geçen “daha fazla bakıyor” olma hissi, aynasal yüzey ile bir kez daha vurgulanıyor. Sara, tam olarak oturtamadığı kimliğini odasına yapıştırdığı posterler sayesinde gidermeye çalıştığı gibi yolculuğunun kaderinde de yine bakma ve bakılma güdüsü daim olacaktır. Zaten Black Mirror’ın seyirciye sunduğu “ekran” içeriği de günümüzde kullandığımız ekranların muhteviyatından farksızdır.

Arkangel bölümü, günümüz görüntüler ve ekran dünyasının yalnızca abartılmış biçimdir. Kafamızdaki çipler hariç tüm hayatımızı bir ekrana hatta birkaçına bakarak sürdürmekteyiz. Televizyon ve telefon günümüzün başlıca ekranlarındandır. Televizyon dizilerinin sol alt kenarında beliren hashtagler, dizi izlerken aynı anda tweet de atmamız gerektiğini konusunda bizi uyarır. İnternetin görsel mecralarında yaptığımız paylaşımlar ve bunların karşılığında aldığımız beğeniler sayesinde bir kimlik savaşı içine gireriz. Kimliğimiz ekrana, yani başkalarına sunduklarımızla belirlenmiş oluyor. Birileri tarafından bakılıp beğeniliyor olmak, birey olarak var olduğumuzu hissetmemize neden oluyor. Ekranlara hapsedilen şeyler, profilimizi oluşturuyor. O profil, diğer insanlara kendimizi tanıttığımız arayüzler haline geliyor. Dünyaya ekranların arkasından bakan insanlık, aslında gördüğü ekrandan daha fazlasını biliyor. Ancak artık o bilgiden vazgeçip, Sara gibi dünyayı ekranda gördüğü kadarıyla tanımak istiyoruz.

Sara’nın küçük fanusunu içine alan büyük fanus banliyönün, bölümde anlatılan hikayeye çok uygun seçilmiş bir bölgedir. Dış tehditlerden kendiliğinden arınmış mekan şehre, yani tehlike dolu yaşama yapılması gereken yolculuğun gerekli olduğunu ortaya koyar. Gelişmek istiyorsak ya Alice gibi tavşan deliğinden içeri gireceğiz ya da büyük bir şehirde kendimizi ispat edeceğizdir. İnsana idealist bir çerçeveden bakan Black Mirror’un bu bölümü, böylece gerçek dünyaya nasıl uyum sağlanabileceğine dair de bir fikir sunuyor. Belki de artık insanlığın geleceği,  özgür iradeyle kullanacakları ekranlardadır.

 



Benzer İşler


" alt="Bir Komediden Fazlası: The Kominsky Method (2018)">

Bir Komediden Fazlası: The Kominsky Method (2018)

devamı

" alt="Sakin ve İçten Bir Drama: Blue Jay (2016)">

Sakin ve İçten Bir Drama: Blue Jay (2016)

devamı

" alt="Rüştünü İspatlamış Bir Romantik Komedi: Erkenci Kuş">

Rüştünü İspatlamış Bir Romantik Komedi: Erkenci Kuş

devamı

" alt="Sakin ve Güçlü Bir Polisiye: Bozkır">

Sakin ve Güçlü Bir Polisiye: Bozkır

devamı











82ekran sitesinin bütün hakları saklıdır. - 2017