Yukarı Çık
8 Maddede Açıklıyoruz: Bozkır Neden Harika Bir Dizi?

8 Maddede Açıklıyoruz: Bozkır Neden Harika Bir Dizi?

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Dijital platformların dizi izleme alışkanlığımızı değiştirdiği de daha kaliteli işleri huzurlarımıza getirdiği de su götürmez bir gerçek. İki buçuk saate yayılan ve ne anlattığından kendisi bile bihaber olan garabetlerden bizleri kurtaran platformlar, adeta sektörün can simidi olmuş durumda. Masum, Şahsiyet, 7Yüz, Bartu Ben gibi alternatif işleri farklı mecralarda seyre dalmış ve bu diziler hakkında oldukça olumlu sözler sarf etmişken, Blutv hız kesmeden soluksuz izlenecek bir diziyi daha kullanıcılarına sundu. Evet, Yiğit Özşener ve Ekin Koç’un başrolde harikalar yarattığı, merak uyandıran hikâyesi ve polisiye temasıyla dikkatleri üzerine çeken Bozkır’ın ta kendisinden bahsediyorum.

Esasen dizinin heyecan verici ilk bölümünün ardından “Sakin ve Güçlü Bir Polisiye adında bir yazı kaleme almış; orada da Bozkır’ın gelecek vadettiğinden ve adından söz ettirmeye aday bir dizi olduğundan bahsetmiştim. O ilk bölümün ardından çok sular aktı ve Bozkır finale erdi. Ve şimdi diziyi konuşmanın asıl vakti! Çünkü Bozkır, ilk bölümünün ardından üzerine koyarak ilerlemeyi başaran, gerek biçimi gerekse hikâyesinin albenisiyle izleyicisini büyüsüne ortak eden bir iş olarak uzun süre hafızalardan çıkmayacak bir dizi. Yerli muadillerini düşündüğümüzde oldukça başarılı olarak addedebileceğimiz Bozkır, gerilimi aktarış şekli ve bunu yaparken takındığı üslupla ayakları yere sağlam basan, taş gibi bir polisiye! Peki, Bozkır harika bir dizi mi? Eğer öyleyse neden? Dilerseniz buna birlikte göz atalım. İşte, Bozkır’ı harika bir dizi yapan detaylar.

Yerel Motiflerle Süslü Hikâyesi

Çocuklar ölüyor polis efendi!

Eğer bugün Bozkır’ı soluksuz izliyor ve akabinde hakkında methiyeler düzüyorsak, bundaki aslan payı hikâyenin taşıdığı yerelliğe ait. Keza karşımızda duran dizi her ne kadar bir seri katil hikâyesi gibi dursa da, aslında tam olarak bir Türkiye gerçeğini ele alıyor ve böylelikle anbean vuruculuğunu yukarıya taşıyor. Sahi, çocukların öldüğü, göz göre göre cinayetlerin işlendiği, amiyane tabirle kıyametin kopmak için hazır kıta beklediği bu coğrafyada her şey bir futbol maçına bakmıyor mu? Unutmak, görmezden gelmek için bir futbol maçı, insanımız için fazlasıyla yeterli bir sebep değil mi?

Bozkır, çocuk cinayetlerine, pedofiliye, kapalı kapılar ardında yaşanan yasak aşklara parantez açarken, esasen tam olarak bu topraklardan çıkagelen acı gerçekleri servis ediyor izleyicisine. Bunu yaparken de merkezine aldığı 88 plakalı şehri ile bu acı gerçeği tüm Türkiye’ye mal ediyor. Evet, acı ama gerçek! O 88 plakalı şehir kağıt üzerinde olmayan ancak ülkenin her bir şehrine giydirilebilecek can yakan bir kılıf. İşte, tam da bu yüzden Bozkır’ı cesur hikâyesi ve vurucu yapısıyla takdir etmek gerekiyor. Takdir ederken de bu harikulade senaryonun ne denli takdire şayan olduğu gerçeği ile yüzleşmek de mümkün hale geliyor.

Puslu Atmosferi

Bozkır’ı başarılı addeden ana detaylardan biri de hiç kuşku yok ki sinematografisi. Hikâyenin kaotik yapısına birebir hizmet eden puslu atmosfer, bir yandan dizinin albenisini yukarı çekerken öte yandan da izleyicisine görsel bir şölen sunmayı ihmal etmiyor. Keza dizi için de tam anlamıyla bir atmosfer dizisi demek mümkün. Başından sonuna dek sakin yapısını koruyan, bunu yaparken de çorak toprakların yalnızlığını kaos ile birleştiren Bozkır, adeta görselliği başrol hüviyetine yerleştirerek vuruculuğunu doruğa taşımayı başarıyor. Bu da anlatının heyecan dozajının ayakları yere sağlam basan bir sinematografi ile desteklenmesine olanak tanıyor.

Oyunculuk Resitali

Şöyle arkamıza yaslanıp, ülkenin hak ettiği değeri görememiş oyuncularını sayacak olsak, listenin üst sıralarına konumlandıracağımız yegâne isimlerden biri de Yiğit Özşener olacaktır. Kendine güvenen duruşu ve karakteri yaşayan halet-i ruhiyesiyle ülkenin en önemli aktörlerinden olan Yiğit Özşener, tüm pozitif yönlerine rağmen sınırlı sayıda projede yer alan ve yüzüne hasret kaldığımız yeteneklerden. Geçtiğimiz yıl İşe Yarar Bir Şey ve Kaybedenler Kulübü: Yolda ile beyazperdeye dönen oyuncu, tüm ihtişamını ise adeta Bozkır’a saklamış gibi. Anbean oyunculuk dersi verircesine arz-ı endam eden, tüm o sakin yapı içerisinden patlamaya hazır bir bomba edasıyla çıkagelen Seyfi Başkomiser’e hayat veren oyuncu, Bozkır’ın en büyük artılarından. Tabii bu noktada onun partneri Nuri Pamir ve karaktere hayat vere Ekin Koç’a da parantez açmak gerekir. Nitekim son dönemin yükselişteki yıldızlarından olan Ekin Koç, ikinci adamdan daha fazlası olmayı başaran ve çok konuşmasına rağmen bir an olsun irrite etmeyen sempatik tavrıyla Bozkır’a artı değer katan detaylardan.

Şairane Üslubu

“Hak yerini buldu” nasıl ölçülür ki? Aklımıza yatan, kalbimize de iyi gelecek mi?

Bozkır, yalnızlıktan nasibini almış karakterleri ve merkezine yerleştirdiği cinayetler silsilesini incelikle işlerken, bir yandan da takındığı şairane üslupla izleyicisine edebi bir tat armağan etmeyi ihmal etmiyor. Özellikle Seyfi Başkomiser’in dilinden dökülen repliklerle vuruculuğunu doruk noktasına çıkaran dizi, yer yer de Nuri Pamir’in anlatıcı olarak aktardıklarıyla izleyicisini bam telinden vurmayı başarıyor. Dizinin asıl artısı ise, tüm bunları yaparken kör göze parmak misali değil aksine doğru zamanda, doğru yerde dile getirmesinde gizli. Evet, Bozkır tüm o sakinliğinin altında oldukça vurucu anlar taşıyor. Yeri geldiğinde şehrin tüm yaşananlara rağmen uyumayı nasıl seçtiğini söylüyor, yeri geldiğinde ise adalet kavramının kalıba girmeye ne denli müsait olduğunu vurguluyor. Şimdi, böylesi çarpıcı söylemleri bünyesinde barındıran bir diziye methiyeler düzmeyelim de ne yapalım?

Heyecanı Diri Tutan Yapısı

Polisiyelerin en büyük dezavantajı çoğunlukla tekrara düşmektir. Keza bu da izleyicinin hikâye ile bağını koparan yegâne etmen olarak öne çıkar. Bozkır’ın özeline geldiğimizde ise, kendini her bölüm yenileyen ve başından sonuna dek amacına hizmet eden bir şablonla karşılaşmak mümkün. Hikaye, bir yandan izleyicisini katil kim sorusuna odaklarken, bir yandan da ritmini koruyarak heyecan dozajını anbean diri tutmayı başarıyor. Bu da dizinin, henüz birinci bölümde üzerine çektiği meraklı gözlerin son bölüme dek varlığını korumasına olanak tanıyor ve Bozkır’ın sıkı bir polisiye olmasına olanak tanıyor.

Dillere Destan Usta-Çırak İlişkisi

Bozkır’ın göz önünde iki starı var: Seyfi Başkomiser ve Nuri Pamir. Bir tarafta mesleğin tecrübesiyle beraber kabuğuna çekilmiş, konuşmayı pek tercih etmeyen, zeki bir polis; diğer tarafta ise toy, geveze ve bir o kadar da fevri bir çaylak. Ancak bu ikilinin birbirlerinin eksik noktalarını tamamlamaları, hem onları bir bütün haline getiriyor hem de oldukları her bir sahneyi daha çekici kılıyor. Daha da önemlisi, Seyfi Başkomiser ve Nuri Pamir, asla ve asla Hollywood’dan çıkagelmişçesine eğreti bir şekilde hareket etmiyor. Aksine hikayenin doğasına uygun, lokal bir duruş sergiliyor ve bu da onlara karşı bir sempati beslenmesinin önünü açıyor. Tabii, tüm olaylar cereyan ederken Seyfi Başkomiser’in Nuri Pamir’i altan alta yetiştirme çabası ve olaylar karşısında daha olgun tepkiler vermesi için uğraşı da ikili arasındaki diyalogu daha fazla çekici kılıyor. İtiraf etmekte yarar var, uzun zamandır böylesine gerçekçi bir ikiliye rastlamıyor oluşumuz, hem Bozkır’a karşı oluşan pozitif algıyı yukarı çekiyor hem de çorak topraklarda savaş veren bu iki polise karşı duyulan sempatiyi maksimum düzeye çıkarıyor. E, Yiğit Özşener ve Ekin Koç arasında vuku bulan muazzam uyum da cabası!

Kanlı Canlı Bir Karabatak: Ziya

Kimi karakterler vardır, dizilerde başrolden rol çalar; enteresan duruşuyla gündem olmayı başarır. Ve bu karakterler hiçbir zaman unutulmaz, hep tebessümle hatırlanır. Bozkır’ın özeline döndüğümüzde ise karşımıza öyle sosyopat, öylesine karabatakvari bir karakter çıkıyor ki, her yönüyle sempati uyandırıyor. Evet, Sinan Demirer’in tüm yeteneği ile hayat verdiği Ziya’dan bahsediyorum. Aç gözlü, cahil, ama bir o kadar da inatçı bir Anadolu insanı olarak karşımıza çıkan Ziya, yalnızca Seyfi Başkomiser’in baş belası değil. Aynı zamanda Bozkır’ın güleç yüzü, bu kaotik evrenin gülümseten detayı… Tabii, onun inatçı kişiliğinin ve peşine düştüğü Seyfi Başkomiser’den asla vazgeçmemesinin altında yatan misyon, finalde daha da anlamlı bir hal alıyor! Neresinden bakarsak bakalım, yer aldığı kısıtlı süreye rağmen Ziya, dizinin en önemli parçası, Anadolu’ya açılan yüzü… Tüm işgüzar ve kurnazlığına rağmen, ele avuca sığmaz sempatisi, onu yalnızca dizinin değil, son zamanlarda karşımıza çıkan en özel karakterlerden biri yapmaya yetiyor da artıyor bile! Sahi Ziya, paralar nerede?

İzleyicisini Düşünmeye Sevk Etmesi

İyi yapımların asıl sırrı, bittikten sonra başlamasıdır. Bir diziyi ya da filmi son sahnesinden sonra ekseriyetle düşünüyor ve olaylar üzerine fikir yürütüyorsak işte o yapım için başarılı demek pekala mümkündür. Evet, finalde izleyiciye bırakılan birtakım soru işaretleri, ilk bakışta dizinin eksik noktası gibi duruyor. Ancak bu durum esasen Bozkır’ın en büyük artılarından! Evet, Bozkır izleyicisinin beyin jimnastiği yapmasını isteyen ve bu nedenle de kimi noktaları boş bırakan bir iş. Fikret ile Abbas’ın ilişkisi, birbirilerine sarf ettikleri sözler, Nuri ile Seyfi’nin durumu gibi boşluk gibi gözüken detaylar, zihnimizde canlandıkça ve boşlukları kendimiz doldurdukça Bozkır’ın aslında ne denli büyük bir iş yaptığı gerçeği daha kanlı canlı bir şekilde karşımızda beliriyor. Hele hele diziyi tümden gözden geçirip, emniyet müdürü vesilesiyle gelişen bürokrasi eleştirisini, küçük şehirlerde vuku bulan ancak defaatle göz ardı edilen vahşetleri düşündükçe Bozkır’a dair gelişen alkış sesinin güçlenmesi de kaçınılmaz bir hal alıyor.

82ekran için yazan: Polat Öziş

 



Benzer İşler


" alt="BluTV ve 140journos’tan Dikkat Çeken Yeni Proje: Sıkışmışlık">

BluTV ve 140journos’tan Dikkat Çeken Yeni Proje: Sıkışmışlık

devamı

" alt="Büyük Günahlar: 7Yüz">

Büyük Günahlar: 7Yüz

devamı

" alt="Çocuk Kalmanın Karşı Konulamaz Cazibesi: Unicorn Store (2019)">

Çocuk Kalmanın Karşı Konulamaz Cazibesi: Unicorn Store (2019)

devamı

" alt="BluTV’de Kısalar: KısaKes Kısa Film Seçkisi">

BluTV’de Kısalar: KısaKes Kısa Film Seçkisi

devamı











82ekran sitesinin bütün hakları saklıdır. - 2017